top of page
Suche
  • AutorenbildCihan Saygın

Renkli tablo yada SİYASETTE ve FELSEFEDE ÇOĞULCULUK



Güzel bir tablo farklı renkler ile oluşur. Ahenk içinde. Eğer birimiz siyah, birimiz beyaz diye ayrıştırırsak, saygısızlık yaparsak, nerde kaldı bizim renkli dünyamız...?

Renkli Dünya demokrasi demektir.

Siyasi Plüralizm, yani çoğulculuk; bir toplulukta, bir çok bireyselin, bir çok toplumsal güçlerin saygı ve rekabet içinde var olabilmesidir.


Farklı fikirlerin, farklı değerlerin, farklı görüş ve hatta farklı dünya görüşlerin birbirine zıt olup yinede yan yana rekabet içinde var olabilmesi gerçek bir demokrasi de arzu edilir ve yasaldır.

Tek renkli tablolar ise bastırılmış hayatlardır.

Tek rengi, üniformalı rejimlerde görürüz;  Hitler nazileri, siyah Mussolini faşistleri, kırmızı Çin komünizmi...

Çok sayıda bulunan koyu renkli üniformalar, baskın ve ürkütücü bir görüntü verir. Burda ‘bireyselliğe yer yok’ dercesine bir baskınlık vardır.


Tek görüşlülük, yani Monizm; doğruluk ile ayrıcalık inancı zihinde tezahür etmesidir.

Vurdumduymazlık, bilmezlik, saygısızlık, köktendincilik, dogmatizm ve totalitarizm’e kadar yükselebilen bir tutumdur. Kendisinde var olan prensibe farklı olan görüşler olumsuz olarak damgalanıp, hürriyet ve bireyselliğe yer vermez.


Hürriyeti kısıtlayan bu tür baskıncı toplumlar, farklı fikir ve görüşlerin yükselmesinden korkarlar. Eğer farklı fikirlere müsade etseler kendi fikirleri ile yüzleşmeleri gerekir. Düşünmeleri, ve onları düşünme ile gelen değişime götürmesi, onlar için ürkütücüdür.

Onların kontrolünde kalmayan sonsuz olasılıklar “değişim” demektir. O yüzden istemezler. Hâkimiyet onların olsun isterler.


İmmanuel Kant plüralizm üzerine şunları söyler:

“Mantıklı egoist, kendi değer ve yargılarını, başkalarının aklında denetlemez; sanki bu  inceleme gereksinimine (criterium veritatis externum) ihtiyacı yokmuş gibi.”

“Egoizme (bencilliğe) karşı plüralizm (çoğulculuk) ile karşı koymak gerekir; bu düşünce tarzı ile, insan kendini tüm dünya olarak değil, kendini dünya vatandaşı olarak görsün ve öyle davransın.”

“İnsan kendi idrakını başkalarının anlayışı ile karşılaştırdığı zaman, akıl görüş birliği oranını gerçeklik olarak karar kılar. İşte bu mantıksal plüralizmdir.”


Kant tek görüşlü bilginleri Tepegöze (Zyklop) benzetir:

“Bencil bilimcilerin bir göze daha ihtiyacı vardır ki, temalarını başkaların bakış açısı ile görebilsin...!”


İşte zorba rejimlerde tepegöz bakış vardır.

Çoğunluğu ve çokluğu kabul etmekte zorlanırlar. Farklı fikirleri dinlemek, farklı değer ve düşünceleri anlamak yerine onları bastırmayı seçerler.

Evet, bu bir seçimdir!

Tek görüş, tek düşünce, tek inanışa sahip olmak bir seçimdir. İnsanları beyaz ve siyaha ayırmak, sadece kendi fikrinin “doğruluğuna” gitmek gibi.


Bu sadece tek renkli bir tablo resmetmek gibidir. Bir tek renk (görüş) çok baskın gelir. O yüzden tek renkli tablolar çok sıkıcı olur.

Hürriyet ve demokrasi ise renkli tablolardan oluşur.

Yani plüralizm ile.

Hürriyet herşeyi yapmak değildir.

Hürriyet, yapmak istemediğinde yapmak mecburiyetinde kalmamaktır.

Hürriyet, her fikri, değeri ve düşünceyi yaşamadan da bilmek ve anlamaktır.

Güzel bir tablo farklı renkler ile oluşur. O renklere bakmak, incelemek, uyumuna hayret etmek gerekir.

Tepegözler renkli bir tablo nedir bilmezler...

Hürriyet nedir bilmezler...


Cihan Saygın




25.06.2018 tarihinde yazdığım fikirler üzerine devam ettim, 05.03.2021

21 Ansichten0 Kommentare

Aktuelle Beiträge

Alle ansehen

Comments


bottom of page